<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiyenin En Güncel Bilgi Paylaşım Sitesi ! &#187; Genel Kültür</title>
	<atom:link href="http://www.gunceldir.com/category/genel-kultur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gunceldir.com</link>
	<description>Güncel Haber, İnternet ve Paylaşım Platformu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 16:34:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Yangından Korunma Haftası (İtfaiyecilik Haftası) ile ilgili Şiirler</title>
		<link>http://www.gunceldir.com/yangindan-korunma-haftasi-itfaiyecilik-haftasi-ile-ilgili-siirler.html</link>
		<comments>http://www.gunceldir.com/yangindan-korunma-haftasi-itfaiyecilik-haftasi-ile-ilgili-siirler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Sep 2010 15:04:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seyran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[25 eylül 1 ekim yangından korunma haftası]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiyecilik]]></category>
		<category><![CDATA[İtfaiyecilik Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[İtfaiyecilik Haftası hangi gün]]></category>
		<category><![CDATA[İtfaiyecilik Haftası ile ilgili şiir]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiyenin görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tedbirler]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın haftası şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın İçin Alınacak Önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Yangından korunma]]></category>
		<category><![CDATA[Yangından Korunma Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Yangından Korunma Haftası ile ilgili şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yangından Korunma Haftası ile ilgili yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yangından Korunma Haftası ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[yangından korunma haftası şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[yangindan korunma haftasi yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Yangının Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yangının Nedenleri ve Alınacak önlemler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gunceliz.net/?p=16234</guid>
		<description><![CDATA[25 Eylül &#8211; 1 Ekim Yangından Korunma Haftası (İtfaiyecilik Haftası) hakkında genel bilgi,Yangından Korunma Haftası ile ilgili yazı,İtfaiyecilik Haftası,Yangın haftası şiirleri ,yangından korunma haftası şiirleri,Yangından Korunma Haftası ile ilgili Şiirler Yangının Nedenleri ve Alınacak önlemler Yangının Başlıca Nedenleri : * Yanan soba kapağının açık bırakılması, * Sigaranın söndürülmeden atılması, * Gaz lambası veya mumun yanık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/09/images12.jpeg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/09/images12-150x150.jpg" alt="" title="images" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-16235" /></a><br />
25 Eylül &#8211; 1 Ekim Yangından Korunma Haftası (İtfaiyecilik Haftası) hakkında genel bilgi,Yangından Korunma Haftası ile ilgili yazı,İtfaiyecilik Haftası,Yangın haftası şiirleri ,yangından korunma haftası şiirleri,Yangından Korunma Haftası ile ilgili Şiirler <span id="more-16234"></span></p>
<p>Yangının Nedenleri ve Alınacak önlemler<br />
Yangının Başlıca Nedenleri :<br />
* Yanan soba kapağının açık bırakılması,<br />
* Sigaranın söndürülmeden atılması,<br />
* Gaz lambası veya mumun yanık bırakılması,<br />
* Çıplak elektrik tellerinin birbirine değmesi,<br />
* Orman ve korularda, piknik yerlerinde yakılan ateşin iyice söndürülmeden bırakılması,<br />
* Kibrit ve ateşle oynanması,<br />
* Yanıcı, patlayıcı maddelerin bulundukları yerde sigara içilmesi,<br />
* Evde kullanılan ocağın açık unutulması,<br />
* Ev tüplerinin bağlanması sırasında yapılan hatalı bağlamalar,<br />
* Yanan kibritin yere atılması… gibi nedenlerdir. (Bu kurallara yeterince uyulmadığından sadece 1995 yılı içinde 4790 hektar orman yanıp kül olmuştur.)</p>
<p>Yangın dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar. Çocukların ateş ve kibritle oynamaları, insanların ormanların içinde gelişigüzel ateş yakmaları büyük yangınlara sebep olur. Küçücük bir kıvılcımın başlattığı yangın bir mahalleyi yakar, kül eder. Orada yaşayanların ölmesi, yaralanması, evsiz kalması sonucunu doğurur. Ormanda çıkan yangın kısa sürede büyük orman alanlarını yok eder. Geriye verimsiz ve çorak topraklar kalır. İşyerlerinde, fabrikalarda, atölyelerde çıkan yangınlar binaların, makinelerin, tezgahların, fabrika depolarında bulunan malların yok olmasına ve çalışanların işsiz kalmasına neden olur.<br />
Yangının meydana gelmesi ile evsiz, evlatsız, ormansız, ağaçsız, İşsiz, parasız ve malsız kalınır. Yangının sebebi biz isek ömür boyu vicdan azabı duyarız. Bütün bu zararları kendimize verdiğimiz gibi çevremize de vermiş oluruz. Çevrenin ağaçsız, çorak kalmasına, Oksijen deposu yeşilin yok olmasına neden oluruz.<br />
Dışarılarda başıboş yanan ateşi toprak, kum örterek, su dökerek söndürmeliyiz. Her binada yangına karşı tedbir almalıyız. Binalarda kum ve su kapları, yangın baltaları, kazma ve kürek bulundurmalıyız. Yangın çıkınca, durumu hemen itfaiyeye bildirmeli, itfaiye gelene kadar yangının büyümesini, yayılmasını engellemeliyiz.<br />
Yangına karşı işyerleri, evler, eşyalar, ürünler sigorta ettirilmelidir. Bu durumda yangından zarar görenlerin zararları sigorta şirketlerince ödenir.<br />
Yangınların çoğu dikkatsizlik sonucunda çıkmaktadır.<br />
Bu hafta içinde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Kendisinden ve çevresinden sorumlu insanlar olarak daha tedbirli olalım. Lütfen biraz dikkat ! Önlem almada gecikmeyelim. Sonunda üzen ve üzülen olmayalım. </p>
<p>Orman Yangını<br />
İkimizin de ateşe ihtiyacı vardı<br />
Evlerimizden uzakta geçirdiğimiz<br />
Kamp günlerinde&#8230;<br />
Üşüdüğümüz anlarda ısınmak,<br />
Karanlıktan kurtulmak,<br />
Acıkınca yemeklerimizi ısıtmak için&#8230;<br />
İkimizin de ateşe ihtiyacı vardı&#8230;</p>
<p>Sen yakmasan belki ben yakacaktım&#8230;<br />
Sen yaktın diye ben odun atmasa mıydım?<br />
Amaç ateş yakmaktı sadece<br />
İhtiyaca binaen&#8230;<br />
Amacımız Beyoğlu sokaklarındaki gibi<br />
Tarihi evleri kundaklayıp<br />
Yerine beton binalar dikmek değildi ki?<br />
Sadece ateşe ihtiyacımız vardı&#8230;</p>
<p>Sadece rüzgarın çıkacağını kestiremedik<br />
Rüzgarın çıkıp alevleri dağıtacağını,<br />
Masum bir ateşi yangına çevireceğini,<br />
Etrafa korku saçacağını kestiremedik&#8230;<br />
Bilemedik her tarafa uzanıp, her şeyi yakacağını<br />
Bilemedik ormana sıçrayıp önünün alınamayacağını&#8230;</p>
<p>Bir şeyler yapmalıyız, söndürmeliyiz bu yangını<br />
Engellemeliyiz memleket faciasına dönüşmeden&#8230;<br />
Yanacak olan sadece sen ve ben değiliz<br />
Kuru ağaçlar da yanacak, yaşlar da&#8230;<br />
Yıllanmışlar da yanacak, yeni filizlenenler de&#8230;<br />
Geçmiş yanacak, bugün yanacak,<br />
Daha da kötüsü yarınlarımız yanacak&#8230; </p>
<p>Yangın<br />
Ateşle oynamışlar,<br />
İki kardeş bir ara.<br />
Odalarını sarmış,<br />
Dumanlar kara kara.</p>
<p>İtfaiye gelmiş de,<br />
Söndürmüş bu yangını.<br />
Tutuşan yuvaları<br />
Olmadan kül yığını.</p>
<p>Bütün oyuncakları,<br />
Birer birer yanmışlar.<br />
Yavrucaklar korkudan,<br />
Düşünüp hastalanmışlar.</p>
<p>Doktor ikisine de,<br />
Yetiştirmiş ilacı.<br />
Yangınlar ölüm gibi.<br />
Pek acıdır, pek acı.</p>
<p>Tevfik ÖZBEN</p>
<p>Yangın<br />
Korkuludur ateş aman<br />
Sıçratmayın hiçbir zaman,<br />
Gözler bile görmez olur<br />
Kaplayınca kara duman.</p>
<p>Dikkatsizlik bunun başı,<br />
Bırakmıyor dağı, taşı.<br />
Önlemezsem yakar geçer<br />
Hem kuruyu, hem de yaşı.</p>
<p>Kurtulmanın çıkar yolu,<br />
Kovalarım suyla dolu.<br />
İtfaiye çabuk gelir<br />
İşletirsem telefonu.</p>
<p>A.AYAYDIN</p>
<p>Yangın<br />
Bir küçük kıvılcım<br />
Alevleri hazırlar.<br />
Dikkatsizlik sonunda<br />
Çıkar bütün yangınlar,<br />
Ateşte yemek kalmaz.</p>
<p>Elektrikle oynama!<br />
Hep böyle yanlış işler.<br />
Neden olur yangına.<br />
Sönmeyen bir sigara,<br />
Zarar verir ormana.<br />
En büyük düşmanlıktır,<br />
Bu güzelim vatana.</p>
<p>Yangın şakaya gelmez,<br />
Dikkat edin çocuklar.<br />
Bir kıvılcım yüzünden,<br />
Yanabilir yuvalar.</p>
<p>Hülya ÖZER </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gunceldir.com/yangindan-korunma-haftasi-itfaiyecilik-haftasi-ile-ilgili-siirler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>26 Eylül Türk Dil Bayramı</title>
		<link>http://www.gunceldir.com/26-eylul-turk-dil-bayrami.html</link>
		<comments>http://www.gunceldir.com/26-eylul-turk-dil-bayrami.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Sep 2010 10:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seyran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[26 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[26 eylül türk dil bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[26 eylül türk dil bayramı resim]]></category>
		<category><![CDATA[BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel türk dil bayramı şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı 26 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı ile ilgili şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı ile ilgili yazı]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı kutlama programı]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı Ne Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil bayramı şiirleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gunceliz.net/?p=16054</guid>
		<description><![CDATA[26 Eylül Türk Dil Bayramı hakkında genel bilgi,türk dil bayramı ile ilgili şiirler,türk dil bayramı ile ilgili yazı İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının açılış günü olan 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kültür kurumlarından biri olan Türk Dil Kurumu 69 yıl önce, 12 Temmuz 1932’de kurulmuştu. Yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/09/images1.jpeg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/09/images1-150x150.jpg" alt="" title="images" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-16055" /></a><br />
26 Eylül Türk Dil Bayramı hakkında genel bilgi,türk dil bayramı ile ilgili şiirler,türk dil bayramı ile ilgili yazı <span id="more-16054"></span></p>
<p>İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının açılış günü olan 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır</p>
<p>Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kültür kurumlarından biri olan Türk Dil Kurumu 69 yıl önce, 12 Temmuz 1932’de kurulmuştu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde dil ve tarih, Atatürk’ün en çok önem verdiği olgulardı. Önce 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. Uluslaşmanın en önemli temellerinden bir diğeri de dil idi. Bunun bilincinde olan ulu önder Atatürk, 11 Temmuz 1932 gecesi sofrasında bulunanlara “Dil işlerini düşünmek zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?” diye sorar. Oradakilerin bu düşünceye katılması üzerine “Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.” diyerek Türk Dil Kurumunun temellerini atar. Ertesi gün Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına başvururlar. Sonradan adı Türk Dil Kurumuna çevrilecek olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur.</p>
<p>Cemiyetin kuruluşuyla birlikte başlayan çalışmalar sürerken, Türk Dil Kurultayının hazırlıkları da başlamıştır. Bu coşku ve heyecan içerisinde Türk Dil Kurultayı toplanır. Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı katılır. Atatürk, Kurultayı baştan sona kadar izlemiştir. Türkçenin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi yolunda Türk Dil Kurultaylarının çok önemli yeri vardır. </p>
<p>TÜRKÇEMİZ</p>
<p>Çok küçük yaştan beri<br />
Bir dil konuşuyoruz,<br />
Bu dil bizim varımız<br />
Onu çok seviyoruz.</p>
<p>Çağlar boyu ne oldu<br />
Dilimiz unutuldu,<br />
Atatürk’ün emriyle<br />
Güzel Türkçe kuruldu.</p>
<p>Annemiz bize güldü<br />
Bu dilin gücü ile<br />
Acımız sevincimiz<br />
Anlam buldu bu dille.</p>
<p>Atıldı dilimizden<br />
Güzel olmayan sözler,<br />
Yeni alfabemizle<br />
Tüm ulus okuryazar.</p>
<p>Türkçeyi sevmeliyiz<br />
Anadilimizdir o,<br />
Güzel kullanmalıyız<br />
Bizi biz yapandır o.</p>
<p>Sait KIRKGÖZLÜ</p>
<p>Türkçemiz (Dil Bayramı)<br />
türk dil bayramı ile ilgili şiirler Türkçe&#8217;dir anadilimiz<br />
Gözümüz, kulağımız, elimiz<br />
Onu doğru kullanalım<br />
Bozulmasın dilimiz</p>
<p>Akıcı ve arı<br />
Sözcükler çoğalmalı<br />
Yazarken, konuşurken<br />
Çok dikkatli olmalı</p>
<p>Pek güzeldir Türkçe&#8217;miz<br />
Onu geliştirmeliyiz<br />
Hep iyiye doğruya<br />
Çaba göstermeliyiz</p>
<p>Ali Hallaç</p>
<p>TÜRK DİLİ İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER</p>
<p>“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”<br />
Mustafa Kemal Atatürk</p>
<p>“Türk Dili, Türk Milletinin kalbidir; beynidir.”<br />
Mustafa Kemal Atatürk</p>
<p>“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin inkişafında başlıca müessesedir. Türk Dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil; şuurla işlensin.”<br />
Mustafa Kemal Atatürk</p>
<p>“Türklüğün vicdanı bir<br />
Dini bir, imanı bir;<br />
Fakat hepsi ayrılır<br />
Olmazsa lisanı bir.”<br />
Ziya Gökalp</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gunceldir.com/26-eylul-turk-dil-bayrami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>19 Eylül Gaziler Günü</title>
		<link>http://www.gunceldir.com/19-eylul-gaziler-gunu.html</link>
		<comments>http://www.gunceldir.com/19-eylul-gaziler-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 16:05:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seyran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[19 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[19 eylül gaziler günü]]></category>
		<category><![CDATA[BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel gaziler günü şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[gazi şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler günü]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler günü ile ilgili şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler günü kutlama programı]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziler Günü Ne Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler günü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler günü şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[gaziler günü yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ilköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[ilköğretim ile ilgili şiir]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanlık günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Övünç Madalyası]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş Gazileri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Muharip Gazileri Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gunceliz.net/?p=14247</guid>
		<description><![CDATA[19 Eylül Gaziler Günün Anlam Ve Önemi ,Gaziler Günü İle İlgili Resimler,Şiirler Gaziler Günü Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası şehitlik ve gazilik orunu vardır. Her Türk de bu orunlara kavuşmak için vatanı, milleti, bayrağı, milli marşı, soydaşları ve kutsal değerleri için savaşır. Çünkü milli hasletimizde olan bu duyguların, Türk ulusu ve her bireyi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/gaziler-gunu-6.jpg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/gaziler-gunu-6-300x225.jpg" alt="" title="gaziler-gunu-6" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-14249" /></a></p>
<p><span id="more-14247"></span><strong>19 Eylül Gaziler Günün Anlam Ve Önemi ,Gaziler Günü İle İlgili Resimler,Şiirler</strong><!--more--></p>
<p>Gaziler Günü</p>
<p>Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası şehitlik ve gazilik orunu vardır. Her Türk de bu orunlara kavuşmak için vatanı, milleti, bayrağı, milli marşı, soydaşları ve kutsal değerleri için savaşır. Çünkü milli hasletimizde olan bu duyguların, Türk ulusu ve her bireyi için vazgeçilmez bir anlamı ve önemi vardır. </p>
<p>Türk Milleti bunun en güzel örneğini Atatürk’ün önderliğinde verilen “Kurtuluş Savaşı”nda yaşamıştır. “Ya istiklal, ya ölüm!” demiştir. Türk tarihi böylesine “kahramanlık günleri” ile doludur. Kahramanlık günlerini şehit ve gazilerimize borçluyuz. Destanlar yaratan şehit ve gaziler tek tek birer onur abidemizdir. </p>
<p>Vatanı uğruna ölümü göze almış kahraman Türk Ordusu, daha sonra dünya barışını korumak için görev almıştır.</p>
<p>1950–1953 yılları arasında barış için Kore’de savaşmıştır. 1974 yılında soydaşlarımızı yok olmaktan kurtarmak için, “Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmiştir. Yine Mehmetçik barışı korumak için, Bosna-Hersek, Somali ve Kosova’ya barış gücü olarak Birleşmiş Milletler kararıyla gitmiştir.</p>
<p>l. Dünya Savaşı’nda, Kurtuluş Savaşı’nda Kore Savaşı’nda ve Kıbrıs Barış Harekatı’nda birçok askerimiz şehit oldu, bir kısmı da gazi olarak geri döndü. Devletimiz bir yasa ile şehit yakınlarına “Övünç Madalyası” vererek şehitlik maaşı bağlar. Yine gazilere de madalya ile aylık maaş verir ve tedavi, ulaşım gibi hizmetlerde ücretsiz olanaklar tanır. Türk ulusu için, “şehitler nurlanmış” ve “gaziler onurlanmış” şahıslar demektir. Bunların en başında da; Başkomutan, Gazi, Mareşal ve Ulusal önder Mustafa Kemal Atatürk gelmektedir.</p>
<p>Türkiye gazileri 19 Eylül 1983 tarihinde “Türkiye Muharip Gazileri Derneği” altında bütünleşmişlerdir.19 Eylül aynı zamanda Atatürk’e 1921 yılında Mareşallik rütbesi ile gazilik unvanının verildiği gündür. Bu nedenle, yurdumuzda her yıl 19 Eylül “Gaziler Günü” olarak kutlanmaktadır. </p>
<p>Aynı gün diğer bir deyimle “Kahramanlık Günü” olarak da kutlanmaktadır. Yerel kurtuluş günleri de gazilerimiz ve kahramanlarımız için birer anma günüdür. Şehitlerimizin ruhlarını huzurlu kılmamız için, savaş arkadaşları gazilerimizi hak ettikleri değeri vererek, onları her yerde ve her zaman onurlandırmalıyız.<br />
<a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/gaziler-gunu-2.jpg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/gaziler-gunu-2-300x222.jpg" alt="" title="gaziler-gunu-2" width="300" height="222" class="alignnone size-medium wp-image-14248" /></a><br />
Gaziler Günü İle İlgili Şiirler<br />
SES</p>
<p>Verdi ana, baba canını,<br />
Gökler: “Daha da ver” dedi.</p>
<p>Bir savaştı, Allah! Allah!<br />
Su: “Allahuekber” dedi. </p>
<p>Toprak ölüme taş iken,<br />
Taş ecele: “mermer” dedi.</p>
<p>Duyamadım bir Mehmetçik,<br />
Yüz düşmana neler dedi. </p>
<p>Dağlar dağ oldu bir daha,<br />
Sömürgene: “yeter!” dedi.</p>
<p>Fazıl Hüsnü DAĞLARCA<br />
TÜRKÜZ</p>
<p>Bu güzel yurdumuzda,<br />
Hür doğduk, hür yaşarız.<br />
Gerekirse yurt için<br />
Can vermeye koşarız.</p>
<p>Vatan, millet sevgisi,<br />
İter bizi ileri.<br />
Kahraman Türk Milleti,<br />
Asla kalamaz geri.</p>
<p>Bütün işlerimizde<br />
Birlik yapan milletiz.<br />
Bunun için hiçbir an<br />
Yenilmeyen kuvvetiz.</p>
<p>M. Sırrı DUMLU</p>
<p>MEHMETÇİK</p>
<p>Tarlada rençber,<br />
Sınırda asker,<br />
Tunç gibi gezer,<br />
Aslan Mehmetçik. </p>
<p>Doyuranım o,<br />
Koruyanım o,<br />
Benim canım o,<br />
Aslan Mehmetçik. </p>
<p>Anası vatan,<br />
Babası vatan.<br />
Kalplerde yatan<br />
Aslan Mehmetçik. </p>
<p>Yeldir aşar o,<br />
Seldir taşar o,<br />
Ölmez, yaşar o,<br />
Aslan Mehmetçik.</p>
<p>Rakım ÇALAPALA</p>
<p>İSTİKLAL ORDUSU ŞEHİTLERİNE</p>
<p>Düne kadar en vakur ölümlere güldünüz,<br />
Bugün bütün milletin gönlüne gömüldünüz,<br />
Rahat rahat uyuyun son aşiyanınızda.</p>
<p>Artık ne gözünüzde köy dönmek emeli,<br />
Ne yaranızı saran ince bir kadın eli,<br />
Belki arkanızda yok bir ağlayanınız da.</p>
<p>Varsın dolu bulunsun bin elemle göğsünüz;<br />
Siz, Tanrı’nı n övdüğü kullardan büyüksünüz;<br />
Zemzem kutsiyeti var her damla kanınızda.</p>
<p>Fani akislerini kaybeden sesleriniz.<br />
En mağrur alınlara diyebilirler: Eğil!<br />
Edebiyyet en küçük payedir yanınızda.</p>
<p>Çünkü hürriyet için söndü nefesleriniz,<br />
Yadınıza yabancı badiyelerde değil,<br />
Ana vatanınızda, ana vatanınızda…</p>
<p>Kemaleddin KAMU</p>
<p>MUSTAFA KEMALLERCE</p>
<p>Atılıyorduk kafire,<br />
Hepimizin bir yanı hilal gibi.<br />
Bir göz vardı üstümüzde göklerden.<br />
Mustafa Kemal gibi! </p>
<p>Savaşırken yaşamak,<br />
Anam sütü kadar helal gibi,<br />
Ölüm hem büyüktü hem kolaydı,<br />
Mustafa Kemal gibi! </p>
<p>Atlıyorduk bir devre.<br />
Tarihten süzülmüş bir hal gibi;<br />
Hepimiz, hepimiz,<br />
Mustafa Kemal gibi!</p>
<p>Fazıl Hüsnü DAĞLARCA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gunceldir.com/19-eylul-gaziler-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 Eylül Darbesinin Gerçekleri</title>
		<link>http://www.gunceldir.com/12-eylul-darbesinin-gercekleri.html</link>
		<comments>http://www.gunceldir.com/12-eylul-darbesinin-gercekleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2010 08:18:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seyran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül 1980]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül darbesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül darbesi resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül gerçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül ne demektir]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül neden]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül neden oldu]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül nedir]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül niçin]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül olayları]]></category>
		<category><![CDATA[12 eylül öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylülde yaşananlar nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylüle neden olan olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylüle yol açan faktörler]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylülün sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[12 Mart 1971]]></category>
		<category><![CDATA[27 Mayıs 1960 darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon davası]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Ergun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gunceliz.net/?p=12891</guid>
		<description><![CDATA[İşte 12 Eylül Olaylarının Gerçek Tarihi Hakkında Bilgi Türkiye’yi 12 Eylül’e götüren süreçte, olaylar çığrından çıkmıştı… Polis bile ikiye ayrılmıştı. Pol-Der’li polisler ‘Toplum Polisi Merkezi’ni işgal edince, Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun olaylara bizzat müdahale etti. Emniyet mensupları, içeride birbirleriyle çekişirken, dışarıda da sempati duydukları tarafa yardım ediyorlardı. Polisin içinden bile eylemlere karışan isimler çıkıyordu. Vatandaş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/12.jpg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/12.jpg" alt="" title="12" width="300" height="299" class="alignnone size-full wp-image-12894" /></a><br />
<span id="more-12891"></span><strong>İşte 12 Eylül Olaylarının Gerçek Tarihi Hakkında Bilgi</strong><!--more--></p>
<p>Türkiye’yi 12 Eylül’e götüren süreçte, olaylar çığrından çıkmıştı… Polis bile ikiye ayrılmıştı. Pol-Der’li polisler ‘Toplum Polisi Merkezi’ni işgal edince, Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun olaylara bizzat müdahale etti.</p>
<p>Emniyet mensupları, içeride birbirleriyle çekişirken, dışarıda da sempati duydukları tarafa yardım ediyorlardı. Polisin içinden bile eylemlere karışan isimler çıkıyordu. Vatandaş, polise güvenemez olmuştu.</p>
<p>Ankara’da bugünkü Çevik Kuvvet’in bulunduğu yerde o günlerde “Toplum Polisi Merkezi” vardı. 12 Eylül İthilali’ne 2,5 ay kala, Toplum Polisi Merkezi karıştı. Solcu polisler isyan bayrağını çektiler. İçeride son derece garip işler oluyordu. Bina, bir polis merkezinden çok, işgal edilmiş üniversiteyi andırıyordu. Ülkenin güvenliğinden sorumlu polisler, kendilerine tahsis edilen bir devlet binasını işgal etmişlerdi.</p>
<p>KATLİAM YAŞANACAKTI</p>
<p>Devlet otoritesi tamamen yok olmuştu. Devletten maaş alan silahlı güçler, devlete kafa tutuyorlardı. Yasa dışı örgüt militanı gibi davranıyorlar, işgal ettikleri binada sloganlar atıyorlardı.Üstelik, iyice pervasızlaşmışlardı. İçeri giriş-çıkışı engellemek için kapıya bir panzer yerleştirdiler. Aracın kapılarını kilitleyip, anahtarını aldılar.<br />
Binanın içinden sloganlar yükselmeye başladı: – Kahrolsun faşistler, kahrolsun faşistler.<br />
Yaşananlar inanılır gibi değildi. Türkiye’de ilk olarak böyle bir tablo ile karşılaşılıyordu. Merkezin çevresindeki halk panik içindeydi. Devletin polisi, devlete isyan halindeydi. Polislerin sabah başlayan eylemi öğle saatlerine kadar devam etti. Öğleden sonra da çevre iyice hareketlenmeye başladı.<br />
Askerler, Toplum Polisi Merkezi’nin çevresini sardılar. Cadde ve sokaklara, aralarında kariyerlerin de bulunduğu pek çok araç mevzilendi. Kısa sürede merkez tamamen kuşatıldı. Dışarısı askeri birliklerin, içerisi ise polisin kontrolündeydi.</p>
<p>Kuşatma tamamlandıktan birkaç dakika sonra, Toplum Polisi Merkezi’nin önünde siyah Chevrolet marka makam aracı belirdi. İçinden 3 yıldızlı bir korgeneral indi. Araçtan inen şahıs, Ankara Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun’du. Olay o kadar vahimdi ki, paşa bizzat el koyma ihtiyacı hissetmişti. Ergun, ilk olarak kapıdaki panzerin çekilmesi emrini verdi.</p>
<p>Askerler, ellerindeki çelik halatın bir ucunu panzere, diğer ucunu da kariyere bağladılar. Koca panzer bir anda fırlatılıp atıldı. Korgeneral Recep Ergun da eline megafonu alıp, Toplum Polisi Merkezi’ne sert bir ses tonuyla seslendi:</p>
<p>- Size sadece 1 dakika zaman tanıyorum.<br />
Aklınızı başınıza toplayın. Ananızı, babanızı, çocuklarınızı düşünüyorsanız, hemen bu eyleme son verin.</p>
<p>Komutanın bu çağrısı ile birlikte bütün askerler ellerindeki tüfeklerin namlusuna mermi sürmeye başladılar. Çevreyi sinir bozan çelik sesleri sardı. Şehrin göbeğinde büyük bir çatışma çıkacağını düşünen vatandaşlar, evlerinin korunaklı bölgelerine çekilip, yerlere yattılar.</p>
<p>Aradan 45 saniye geçmedi ki, çağrı sonuç verdi, Pol-Der’li polislerin eylemi sona erdi.<br />
Bütün toplum polisi teslim alındı ve silahları toplandı. Eğer polis direnecek olsaydı, bir katliam yaşanacaktı. Olay kamuoyundan gizlendi. Çevredeki vatandaşlar hariç, bu başkaldırıdan kimsenin haberi olmadı. Toplum Polisi Merkezi de o günden sonra bir albayın emrine verildi.</p>
<p>12 Eylül öncesi yaşanan bu olay, gerçekten inanılır gibi değildi. Devletin iki silahlı gücü karşı karşıya gelmiş, büyük bir çatışmanın eşiğinden dönülmüştü.</p>
<p>‘NE OLUR BENİ SERBEST BIRAKMAYIN’</p>
<p>İşkenceler, 12 Eylül İhtilali’nden önce başlamıştı. Ankara Ulucanlar Kapalı Cezaevi’ne gelen her ülkücü genç, mutlaka polisin işkencesinden geçiyordu. Ankara Kapalı Cezaevi Ülkü Ocağı Başkanı Selahattin Arpacı, uzun süredir içeride olduğu için işkencecilerin yüzünü hiç görmemişti. Buna rağmen, onların yaptıkları işkenceleri o kadar çok dinlemişti ki, önüne yüzlerce fotoğraf konulsa, içlerinden çekip çıkarabilirdi:</p>
<p>- İşte bunlar! 1978 yılında Abidinpaşa sanıklarından bir gencin tahliyesi gelmişti. Selahattin Arpacı, uğurlamak için idareye geçti. Cezaevi Müdürü’nün odasında işlemler yapılırken bir ara demir parmaklıklı camdan dışarı baktı. Kapının önünde beyaz bir araç bekliyordu. Araç çevresindeki kişilerin polis olduklarını hemen anladı. İçlerinden biri dikkatini çekti. Uğurladığı gence seslendi:</p>
<p>-Baksana, şu aşağıda bekleyen Zeki Kaman değil mi?</p>
<p>Arpacı, tam 12′den vurmuştu. Hayatında hiç görmediği Zeki Kaman’ı tanımıştı. Genç titremeye başladı: – Evet başkanım, bu adam Zeki Kaman. Beni bekliyorlar.</p>
<p>Abidinpaşalı ülkücü, hem Arpacı, hem de Cezaevi Müdürü’ne yalvarmaya başladı:</p>
<p>-Ne olur beni bırakmayın. Yine bana günlerce işkence yapacaklar. Ben dışarı çıkmak istemiyorum.<br />
Genç, kendisine daha önce yapılan işkencelerden o kadar etkilenmişti ki, tahliye edilmesine rağmen, dışarı çıkmak istemiyordu. Cezaevinde kalmayı hürriyetine tercih ediyordu.</p>
<p>Arpacı, hemen Cezaevi Savcısı’nın odasına geçti. Dışarıda bekleyen polisleri gösterip durumu anlattı: -Biz, bu arkadaşımızı vermek istemiyoruz. Gerekirse içeride isyan çıkaralım. İsyanın elebaşı da bu arkadaşımız olsun. Siz de isyan çıkarttığı için dışarı salmayın. Savcı, “Olur mu öyle şey” dedi:</p>
<p>- Çocuk cezasını çekmiş, bitirmiş. Biz onu nasıl burada tutabiliriz. Polislerin ona dokunmaya hakları yok. Hiçbir şey yapamazlar. Ardından cezaevinin güvenliğinden sorumlu Jandarma Komutanını çağırdı. Koruma altında Ankara Adliyesi’ni gidilmesini, başka suçtan aranmıyorsa, serbest bırakılmasını istedi:</p>
<p>- Eğer polis almak isterse de kesinlikle vermeyin. Genç, jandarma nezaretinde Ankara Adliyesi’ne götürüldü. Aranmadığı ortaya çıktı. Jandarmalar gence döndüler:</p>
<p>- Artık serbestsin. Bizim görevimiz burada bitti. Genç bu defa onlara yalvarmaya başladı:</p>
<p>- Ne olur beni bırakmayın. Allah’ınızı severseniz beni tekrar ceza evine götürün. Dışarıda bekliyorlar. Beni yeniden işkence yapmaya götürecekler. Nöbetçi savcı da jandarma da aynı cevabı verdi:</p>
<p>- Serbestsin, biz seni nasıl tutalım? Olur mu öyle şey! Gerçekten de korkulan oldu. Abidinpaşalı genç, Adliye kapısında polis tarafından alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün 4. katına götürüldü.Orada tam 9 gün işkence yapıldıktan sonra serbest bırakıldı. Dürüst Oktay, Zeki Kaman ve Cafer Şahin’in başını çektiği işkenceciler, son derece fütursuz davranıyorlardı. Canları kimi isterse gözaltına alıp götürüyorlar, istedikleri kadar tutuyorlardı. Uyguladıkları işkence metotları ise, kelimenin tam anlamı ile iğrenç ve insanlık dışıydı.</p>
<p>27 Mayıs 1960 askerî darbesi ile 12 Mart 1971 muhtırasının icraatlarından kendi ideolojisine hizmet edenleri savunan birtakım ‘aydınlar’ olsa da, darbeler demokrasimizde ağır yaralar açtı. Türkiye’nin ‘adı sanı belli’ son darbesi 12 Eylül (1980), kendinden önceki müdahaleler, o günkü toplumsal şartlar ve her türlü kanlı kışkırtmayı yapan merkezlerin eseriydi. 12 Eylül’den önceki süreç, bir darbenin nasıl olgunlaştırıldığını gösteren çarpıcı bir örnek aynı zamanda.<br />
<a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/12-eylül.jpg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/08/12-eylül-300x199.jpg" alt="" title="12 eylül" width="300" height="199" class="alignnone size-medium wp-image-12895" /></a><br />
Bugün Ergenekon davası kapsamında ortaya çıkarılan kirli ilişkiler, cephanelikler ve tutuklamalara rağmen ‘Bunlar mı darbe yapacaktı?’, ‘Üç beş silahla mı bu iş olacaktı?’ diyenler 1971-1980 arasındaki olaylara bir daha bakmalı. 12 Eylül’den ibret alarak bugüne bakarsak, üzerinde ciddi kafa yorulması gereken ilişkiler ağı ile karşılaşıyoruz. </p>
<p>Devir değişse de darbe ortamı oluşturmak için kullanılan metotlarda bir değişiklik olmuyor. 12 Eylül öncesi Çorum, Kahramanmaraş olayları, 1990 sonrası yaşanan Gazi ve Madımak olayları hep aynı hedefe yönelikti. 1980 öncesi suikastlar, 1990’dan sonra da sürdü. Hedefte akademisyenler, gazeteciler, politikacılar vardı. Operasyonları toplumu tahrik edecek sinir uçlarına yaptılar. </p>
<p>Bugünkü nüfusun yarısı 1980’den sonra doğduğu için 12 Eylül’ü bilmeyebilir. Bu sebeple darbeyle sonuçlanan olaylar zincirini bir kez daha hatırlamakta fayda var. </p>
<p>1970’ler, kargaşanın hâkim olduğu bir dönemdi. 14 Ekim 1973 genel seçimlerinde alınan sonuçlar istikrarsızlığı artırmıştı. Hiçbir parti tek başına iktidar olacak oyu alamadı. Sonunda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile Millî Selamet Partisi (MSP) Ocak 1974’te koalisyon hükûmeti kurdu. CHP-MSP hükûmeti sadece 235 gün görevde kalabildi. Bu kısa sürede üç önemli karara imza attı: ABD’nin baskısıyla yasaklanan haşhaş ekiminin serbest bırakılması, genel af  ve Kıbrıs Barış Harekâtı. CHP-MSP hükûmetinden sonra sırasıyla, Sadi Irmak başkanlığında ‘partiler üstü’,  Süleyman Demirel liderliğinde Milliyetçi Cephe (MC) hükûmetleri kuruldu. Siyasi istikrarsızlık, kaos çıkarmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattı. Bunu da iyi değerlendiriyorlardı. Ülke, kanlı terör olaylarıyla bilinmeyen bir yöne doğru hızla ilerliyordu.  1 Mayıs 1977’de İşçi Bayramı’nın kutlandığı Taksim Meydanı’nda kalabalığın üzerine ateş açıldı. 34 kişi öldü, 136 kişi yaralandı. Bu olay tarihe ‘Kanlı 1 Mayıs’ olarak geçti. </p>
<p>Kontrgerilla yapılanmasını fark eden Ecevit’e 1975’te Gerede’de, 1976’da ABD’de ve 29 Mayıs 1977’de İzmir Havalimanı’nda suikast girişimlerinde bulunuldu. Artan şiddet ve ekonomik bunalım ortamında Haziran 1977’de erken seçimler yapıldı. CHP, oylarını yüzde 41,3’e çıkardı. Ancak bu bile tek başına hükûmet kurmaya yetmiyordu. </p>
<p>Seçimlerden sonra AP lideri Süleyman Demirel, partisinden bazı milletvekillerinin itirazına rağmen MSP ve MHP ile birlikte ikinci kez MC hükûmeti kurdu (21 Temmuz 1977). Gensoru oylamasıyla düşürülen ikinci MC yerine, bakanlık vaadi ile AP’den istifa ettirilen 11 milletvekilinin desteklediği üçüncü Ecevit hükûmeti iş başına geldi. Bu hükûmet, Ekim 1979’a kadar görev başında kaldı.  </p>
<p>19-26 Aralık 1978 tarihlerinde Kahramanmaraş’ta Alevi ve Sünni vatandaşlar arasında çatışma çıktı, 108 kişi öldü. 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. </p>
<p>1977’de siyasi şiddete kurban gidenlerin sayısı 230’a, 1978’de 1200’e, 1979’da ise 1500’e ulaşıyordu. Sonraki iki yılda suikast furyası başladı. Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, 17 Nisan 1978’de kendisine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu ailesiyle birlikte hayatını kaybetti. Bir sonraki yıl darbe öncesi suikastlar devam etti: 1 Şubat 1979’da Abdi İpekçi, 10 Eylül’de Türkiye İşçi Partisi Adana eski İl Başkanı Ceyhun Can, 19 Eylül’de Malatya Ülkü Ocakları eski Başkanı Mürsel Karataş, 28 Eylül’de Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul, 19 Kasım’da eski Adalet Partisi İstanbul Milletvekili İlhan Darendelioğlu, 20 Kasım’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Ümit Doğançay, 3 Aralık 1979’da Fedai Dergisi sahibi yazar Kemal Fedai Coşkuner, 7 Aralık’ta İ.Ü  öğretim üyelerinden Cavit Orhan Tütengil, 1 Nisan 1980’de  TRT prodüktörlerinden Ümit Kaftancıoğlu, 27 Mayıs’ta MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, 24 Haziran’da MHP G.Osmanpaşa İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok evinde eşi ve kızıyla birlikte, 15 Temmuz’da CHP İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu, 19 Temmuz’da eski Başbakan Nihat Erim, 22 Temmuz’da Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler, silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Aynı yıl  seçimlerden sonra Ecevit istifa etti. Ecevit’in yerine MHP ve MSP’nin dışarıdan desteklediği azınlık hükûmeti kuruldu.  Bu sırada Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün görev süresi doldu. Demirel ve Ecevit yeni cumhurbaşkanı konusunda anlaşamadı. Cumhurbaşkanı seçilemedi. </p>
<p>Bu dönemde siyasi kutuplaşma had safhaya ulaştı. ‘Kurtarılmış bölge’ kavramı toplumun gündemine giriyordu. Çorum’da Mayıs 1980’de başlayan sağ-sol ayrımı temelinde mezhep çatışması temmuza kadar sürdü. Bu süre içinde 57 kişi öldü, yüzlercesi yaralandı. </p>
<p>Belediyenin halkı ‘direniş’ ve ‘halk komiteleri’ olarak örgütlediği Ordu Fatsa’da, 8 Temmuz 1980’de askerî birlikler bir operasyon yaptı. Dev-Genç&#8217;e yakınlığıyla bilinen Belediye Başkanı Fikri Sönmez ve 300 kişi gözaltına alındı. </p>
<p>Bu ortamda, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanları tarafından imzalanan bir mektup (muhtıra) cumhurbaşkanına veriliyordu. Muhtırayı kimse üzerine almadı. Demirel, 35 günlük hükûmet olduklarını vurgularken, Ecevit iktidarda olmadıklarını söylüyordu.</p>
<p>Ölü sayısı Ağustos 1980’de 347 ile en yüksek düzeye ulaşmıştı. Dışişleri Bakanı Hayretin Erkmen’in gensoruyla düşürülmesi ve Konya’da düzenlenen Kudüs Mitingi, darbe mazereti için bardağı taşıran son damlaydı. ABD’de bulunan Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya, 10 Eylül’de  Washington Büyükelçiliği’ndeki kokteylde davetlilere “Merak etmeyin, önümüzdeki 48 saat içinde Türkiye’nin yeni bir cumhurbaşkanı olacak.” müjdesini veriyordu! Şartları oluşturulan darbe, 12 Eylül Cuma günü sabaha karşı 04.00’te geldi.</p>
<p>• </p>
<p>49 idam </p>
<p>•1 milyon 683 bin kişi &#8216;fiş&#8217;lendi. </p>
<p>•650 bin kişi gözaltına alındı. </p>
<p>•Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. </p>
<p>•7 bin kişi idam istemiyle yargılandı. </p>
<p>•517 kişiye idam cezası verildi. </p>
<p>•259 kişinin idam dosyası Yargıtayca onandı. </p>
<p>•49 kişi idam edildi. </p>
<p>•71 bin kişi 141, 142 ve 163&#8242;den yargılandı. </p>
<p>•98 bin 404 kişi &#8216;örgüt üyesi&#8217; olmak suçundan yargılandı. </p>
<p>•388 bin kişiye pasaport verilmedi. </p>
<p>•14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. </p>
<p>•30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. </p>
<p>•300 kişi &#8216;kuşkulu bir şekilde&#8217; öldü. </p>
<p>•171 kişinin &#8216;işkenceden öldüğü belgelerle kanıtlandı. </p>
<p>•14 kişi cezaevindeki uygulamaları protesto etmek için yaptıkları &#8216;açlık grevi&#8217; sonucu yaşamını yitirdi. </p>
<p>•1402 sayılı yasa nedeni ile 3 bin 854 öğretmenin ve 120 öğretim görevlisinin işine son verildi. </p>
<p>•23 bin 667 derneğin faaliyeti durduruldu . </p>
<p>•İstanbul&#8217;da gazeteler toplam 300 gün yayımlanmadı. </p>
<p>•31 gazeteci cezaevine konuldu. </p>
<p>•300 gazeteci saldırıya uğradı. </p>
<p>•3 gazeteci öldürüldü. </p>
<p>•49 ton gazete, dergi ve kitap, sakıncalı olduğu için imha edildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gunceldir.com/12-eylul-darbesinin-gercekleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İshak Paşa Sarayının Tarihçesi</title>
		<link>http://www.gunceldir.com/ishak-pasa-sarayinin-tarihcesi.html</link>
		<comments>http://www.gunceldir.com/ishak-pasa-sarayinin-tarihcesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 14:31:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seyran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı dağı]]></category>
		<category><![CDATA[ishak paşa]]></category>
		<category><![CDATA[ishak paşa nerede]]></category>
		<category><![CDATA[ishak paşa sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[ishak paşa sarayı nerededir]]></category>
		<category><![CDATA[ishak paşa sarayı resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ishak paşa sarayının tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Plan ve Mimarisi Açısından İshak Paşa Sarayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gunceliz.net/?p=12471</guid>
		<description><![CDATA[İshak Paşa Sarayı hakkında genel bilgi İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı&#8217;nın yakınında, Doğubeyazıt&#8217;ın 5 kilometre uzağında eski Doğubeyazıt yanında sarp kayalar üzerine kurulmuş, kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir. İshak Paşa Sarayı, XVIII. Yüzyıl sonlarındaki Osmanlı üslubunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/07/images1.jpeg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/07/images1.jpeg" alt="" title="images" width="261" height="193" class="alignnone size-full wp-image-12472" /></a><br />
<span id="more-12471"></span><strong>İshak Paşa Sarayı hakkında genel bilgi</strong><!--more--><br />
İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı&#8217;nın yakınında, Doğubeyazıt&#8217;ın 5 kilometre uzağında eski Doğubeyazıt yanında sarp kayalar üzerine kurulmuş, kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir.<br />
<a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/07/ishak.jpeg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/07/ishak.jpeg" alt="" title="ishak" width="259" height="194" class="alignnone size-full wp-image-12473" /></a><br />
İshak Paşa Sarayı, XVIII. Yüzyıl sonlarındaki Osmanlı üslubunu yansıtan ve İmparatorluğunun doğusu için Topkapı Sarayı kadar önemli eserlerden biridir.<br />
Yüksek bir tepe üzerine “kartal yuvası gibi” kurulmuş olan sarayın kim yada kimler tarafından yaptırıldığı konusunda tek kaynağa bağlı kalınmıştır. Bu kaynakta ikinci avluya bakan Harem Taçkapısı üzerinde yer alan sekiz satırlık bir kitabedir. Osmanlı Türkçesi ile Yazılmış kitabenin orta kısmında<br />
“Bin yüz ile doksan dokuz oldu buna tarih<br />
İshaka meram üzere kerem kıl dü cihanı”<br />
Yazmaktadır. kitabede kasır olduğu belirtilen sarayın, Çıldır Hanedanından I. İshak Paşa’nın torunu II. İshak Paşa tarafından 1199 H. (1784 M.) tarihinde yaptırıldığı ifade edilmektedir.<br />
Bazı kaynaklarda sarayın “Ahiskalı mimarlar” tarafından inşa edilmiş olduğu belirtiliyorsa da bu konuda herhangi belge ve bilgiye rastlanmamaktadır.<br />
İshak Paşa sarayıyla ilgili araştırmacılardan biri olan H. Gündoğdu, aynı eksen üzerinde yer alan avluların bölümleri ile taş ve Kalem işi süslemelerin özelliklerini ve taç kapıların farklı üsluplarda olmasına dikkat çekerek, sarayın yapımının uzun yıllara yayıldığını: bu nedenle de aynı soya mensup beyler ve dededen toruna geçen bir idareye sahip yönetim tarafından yaptırılmış olabileceğini öne sürmektedir. Tarihi değerlendirmelerde bu görüşü destekler niteliktedir. Buna göre; IV. Murat’ın İran seferinde (1634) Osmanlı ordusunda cesaret ve kahramanlık göstererek sağ kolunu kaybeden “çolak” lakaplı Abdi Paşa’nın savaştan sonra Bayazıt sancak beyi olarak atanması üzerine burada kendisi ve askerleri için güvenli bir kale-saray yaptırmış olmalıdır. G. Goodwin, “A History of Otoman Archutecture” adlı eserinde sarayın yapımının Behlül Paşa’yla başladığını öne sürmekte bu bilgiye başka kaynakta rastlanmamakla birlikte konuyla ilgili araştırmalarda sarayın yapımının Abdi paşa ile başladığı görüşü yer almaktadır.<br />
Doğubayazıt Sancakbeyliği 1635’te Çolak Abdi Paşa ile başlamış, daha sonra Abdülfettah Efendi Sancakbeyliğine getirilmiş, görevi devir alan oğlu Mahmut Paşa 1767 yılına kadar Doğubayazıt Sancakbeyliği görevinde bulunmuş Mahmut Paşanın ölümünden sonra 1770 yılından itibaren Doğubayazıt Sancakbeyliği Çıldır Atabeylerinin eline geçmiştir.<br />
Bu hanedan 1114, H. (1702 M.) yıllarında Çıldır idare memuru iken İran savaşlarına katılan, 1723 yılında Osmanlı sarayında vezir. 1724 yılında da Tiflis Valisi olan I. İshak Paşa ile başlamıştır. Oğlu Hacı Mehmet Paşa torunu Hasan Paşa ve onun kardeşi Yusuf ve onun oğlu İbrahim Paşa aynı soydan gelmektedir<br />
1161 H. (1748 M.) yılında babasının ölümü üzerine Çıldır eyaletine vali olan Hacı Ahmet Paşa’nın 1168 H. (1755 M.) yıllarında Van Valiliği yaptığı, sonra tekrar Çıldır valisi olup eşkıyalığıyla başlaması yüzünden 1173 H. (1759 M.) yılında idam edildiği belirtilmektedir.<br />
Hacı Ahmet Paşa’nın idamından bir yıl sonra oğlu Hasan Paşa 1174 H. Yılında görevinden alınarak 1181 H. de Hotin muhafızlığına getirilen Hasan Paşa’nın aynı yıl yaralayarak öldüğü belirtilmektedir.<br />
Hasan Paşa’nın oğlu olan II. İshak Paşa 1205 H. yılında beylerbeyi rütbesiyle Çıldır ve Ahiska’ya Vali olarak gönderilmiş, 1206 yılında Şerif Paşanın indirilmesine neden olmasından dolayı, İshak Paşanın gözden düşmesine ve görevinden alınarak Hasankala’ye sürgün olarak gönderilmesine neden olmuştur. Ancak Tarihçi Fahrettin Kırzıoğlu Başbakanlık arşivinde bulunan iki belgeye dayanarak II. İshak Paşanın görevinden alınmasına rağmen Doğubayazıt’ta kalarak sarayında ikamet ettiğini öne sürmektedir.<br />
II. İshak Paşanın ölümünden sonra, Bayazıt ve çevresi o yöredeki ayanlardan Behlül Paşaya yurtluk olarak (1822 M.) verilmiştir.<br />
Çolak Abdi Paşanın hüküm sürdüğü yıllara dayandırılan sarayın ilk inşası, Abdi Paşaya ondan sonra akrabası olan Abdulfettah Efendiye ve oğlu Mahmut Paşanın Doğubayazıt Beylerbeyi olduğu döneme de dayanmakta böylece yaklaşık yüzyıllık bir süre içerisinde tamamlanan sarayın kitabesine dayanarak sarayı bugünkü hale getiren II. İshak Paşa ile sonuçlandırdığı kabul edilmesine rağmen bazı kaynaklarda Yusuf Paşa tarafından tamamlandığı belirtilmekte ancak bunun dışında başka bir kaynağa da rastlanmamaktadır.<br />
Kesme taşlardan oldukça düzgün inşa edilen Saray, gerek düşman işgalleriyle, gerek kışla olarak kullanılmasıyla ve iyi korunamaması nedeniyle büyük ölçüde zarar görmüştür. Y. Bingöl’ün “Der Ihsak Pacsha Palast in Doğubayazıt am Berg Ararat” adlı eserinde, 1828-1829’da Rus birlikleri Doğubayazıt şehrini ve İshak Paşa Sarayını kuşattıklarında, “kalede bol miktarda yiyecek olduğunu, at yemi, Un, üç bayrak, iki tuğ ve Paşanın asası” bulunduğunu ve bunların Rusların eline geçtiğini belirtmektedir. Ayrıca 1917 Rus istilası sonrasında da som Altından yapılmış orijinal giriş kapısının da Rusların eline geçmiş olduğu aynı kaynakta zikredilmektedir. Bu bulguları Usakov’da doğrulamaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gunceldir.com/ishak-pasa-sarayinin-tarihcesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>21 Mart Nevruz Bayramı Kutlama Mesajları Ve Şiirleri</title>
		<link>http://www.gunceldir.com/21-mart-nevruz-bayrami-kutlama-mesajlari-ve-siirleri.html</link>
		<comments>http://www.gunceldir.com/21-mart-nevruz-bayrami-kutlama-mesajlari-ve-siirleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 15:08:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[2010 newroz bayramı kutlamarı mesaj arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[21 mart 2010 yılı için hazır tebrik mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[21 mart için en anlamlı başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[21 mart nevruz msn nickleri nikleri]]></category>
		<category><![CDATA[21 mart newrozu hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[21 mart türkiyeden nevruz kutlama görüntüleri izle]]></category>
		<category><![CDATA[21 mart videoları full izle]]></category>
		<category><![CDATA[21 martı konu alan bahar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler nasıl kutlar 21 mart nevruzunu]]></category>
		<category><![CDATA[güncel 2010 newroz şehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[güncel nevruz olayları yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[kürtlerin 2010 21 mart newroz kutlamaları saatleri il il]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz bayramı niçin kutlanır]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz en çok nerelerde kutlanılır]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz hakkında kısa bilgi vikipedi]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz kutlama katalogları]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz kutlamaları nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz neden kutlanır]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz neyi ifade eder wikipedi]]></category>
		<category><![CDATA[özel 21 mart nevruz kutlamaları şiir yazı söz]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede 21 mart nevruzu kutlama etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[türklerde nevruz nasıl kutlanır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gunceliz.net/?p=3244</guid>
		<description><![CDATA[2010 Yılı Bahar Ayı 21 Mart Nevruz Hıdırellez Festivali Kutlama Etkinlikleri Kutlamaları Sözleri. 2011 21 mart baharın gelişini simgeleyen nevruz bayramı ve türkiyede nevruz adı altında sizlere nevruzu paylaşalım. 21 mart 201 hızlıca nevruz bayramı kutlamaları ile ilgili anlamlı yazılar: Nevrûz, lügat mânâsı itibariyle &#8220;Yeni Gün&#8221; anlamına gelir yenisini. Baharın gelişini müjdeler. Türklük âleminde bahar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2010 Yılı Bahar Ayı 21 Mart Nevruz Hıdırellez Festivali Kutlama Etkinlikleri Kutlamaları Sözleri.</strong><br />
<a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/03/673020090321012352634.jpg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/03/673020090321012352634-300x220.jpg" alt="" title="nevruz bayramına" width="300" height="220" class="alignnone size-medium wp-image-3247" /></a><br />
2011 21 mart baharın gelişini simgeleyen nevruz bayramı ve türkiyede<span id="more-3244"></span> nevruz adı altında sizlere nevruzu paylaşalım.</p>
<p><strong><br />
21 mart 201 hızlıca nevruz bayramı kutlamaları ile ilgili anlamlı yazılar:</strong></p>
<p> Nevrûz, lügat mânâsı itibariyle &#8220;Yeni Gün&#8221; anlamına gelir yenisini. Baharın gelişini müjdeler. Türklük âleminde bahar bayramı olarak kutlanır.<br />
Nevrûz, İran&#8217;da devlet kuran Cemşid&#8217; in tahta çıktığı ve bu sebeple yenisini yıl başı ilân ettiği Mart ayının yirminci günüdür. İranlıların İslâmiyet&#8217; i kabûl etmeden önceki inançlarına göre kutladıkları bayram gününün adıdır. İslâmiyet&#8217;ten önce İran&#8217;da Mecûsîlik ve Zerdüştlük inançları yaygındı.<br />
Azeriler Nevrûz&#8217; a &#8220;Nobroz&#8221; derler.<br />
Nevrûz aslında bir köprü&#8230; Türkü geçmişten bugüne, yarına ulaştıran bir köprü&#8230;<br />
Nevrûz, özelininde Orta Asya&#8217;dan Avrupa içlerine kadar uzanan geniş bir coğrafya parçasında binlerce yıldır kutlanan bir bayramdır. Yani Nevrûz Türklerin geleneksel bir bayramıdır müşterilerinin. Halen Anadolu&#8217;da yaşattığımız bir kültür değerimizdir.<br />
Nevrûz, tabiatla buluşmanın, ilkbaharın coşkusunu yaşamanın, sevgi ve kardeşliğin bayramıdır.</p>
<p><strong>Nevruz Bayramı Bugün</strong></p>
<p>Asırlar öncesinden sesi geliyor gülün,<br />
Davullar zurnalara eşlik ediyor bugün,<br />
Omuzlar birleşirken papatya fısıldıyor;<br />
Nevruz müşterisininde bayramı bugün.</p>
<p>Güneş başka doğuyor buzlar eriyor bugün,<br />
Her gözden her gönüle rengi düşüyor gülün,<br />
Kalpler birleşiyorken karanfil fısıldıyor;<br />
Nevruz bayramı bugün.</p>
<p>Nefret boyun büküyor dostluk gülüyor bugün,<br />
Gözlere can geliyor kaçıyor şimdi hüzün,<br />
Eller birleşiyorken kardeşlik fısıldıyor;<br />
Nevruz google bayramı bugün.</p>
<p>Sevgi halay çekiyor kuruluyor bir düğün,<br />
Ata biniyor dostluk şimdi nazlı bir gelin,<br />
Dosta alkış tutarken insanlık fısıldıyor;<br />
Nevruz farklıca bayramı bugün.</p>
<p>Ayrılıklar olmasın haydi beraber gülün,<br />
Omuzlar, kalpler, eller birleşsin haydi bugün,<br />
Gelecek sizin diyor bak tarih haykırıyor;<br />
Nevruz bayramı bugün!</p>
<p><strong>Yeni Nevruz Doğuyor</strong></p>
<p>Yine geldi Nevruz Bayramı Anadolu’da her yerde,<br />
Sevinçliyiz teknoloji hepimiz bu sayede…!<br />
Sen gelince kötülük,saygısızlık ve küslük kalmaz.<br />
Sen en güzel bayramlardan birisin Nevruz Bayramı</p>
<p>Sen bizim nurumuzsun bayramımızsın Nevruz Bayramı,<br />
Hiz seninle seviniriz dakika ey Nevruz Bayramı..!<br />
Hoş geldin yine bize Nevruz Bayramı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gunceldir.com/21-mart-nevruz-bayrami-kutlama-mesajlari-ve-siirleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlar Neden Öpüşür</title>
		<link>http://www.gunceldir.com/insanlar-neden-opusur.html</link>
		<comments>http://www.gunceldir.com/insanlar-neden-opusur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 18:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[aşk öpüşme]]></category>
		<category><![CDATA[erkek neden öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler nasıl öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler neden öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[insan nasıl öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[insan neden öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar nasıl öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar neden öpüşme ihtiyacı hisseder]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar neden öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar neden öpüşürler]]></category>
		<category><![CDATA[öpüşme ve öpüşmek hakkındaki herşey]]></category>
		<category><![CDATA[Öpüşmek]]></category>
		<category><![CDATA[öpüşmek bi ihtiyacmıdır]]></category>
		<category><![CDATA[öpüşmek nereden gelir]]></category>
		<category><![CDATA[öpüşür oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[seven erkek nasıl öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer nasıl öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer neden öpüşür]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer neden öpüşürler]]></category>
		<category><![CDATA[tutkulu öpüşme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gunceliz.net/?p=2041</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu Neden Öpüşür, Neden Öpüşülür, Neden Öpüşürler, Nasıl öpüşür, Niye Öpüşür, Niçin Öpüşür Hakkındaki Bilgiler. Dudaklarımız derimizin bir parçası değil, sindirim ve solunum sistemlerimizin bir parçası olan ağzımızın içini kaplayan mukoza adı verilen bir tabakanın dışa dönük uzantısıdır. Bu nedenle de renkleri tenimizin renginden farklı, biraz daha kırmızımsıdır. Öyleyse dudakları bir başka tene dokundurmak içgüdüsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/02/opusme.jpg"><img src="http://www.gunceliz.net/wp-content/uploads/2010/02/opusme-300x224.jpg" alt="" title="opusme" width="300" height="224" class="alignnone size-medium wp-image-2042" /></a><br />
<strong>İnsanoğlu Neden Öpüşür, Neden Öpüşülür, Neden Öpüşürler, Nasıl öpüşür, Niye Öpüşür, Niçin Öpüşür Hakkındaki Bilgiler.</strong><span id="more-2041"></span></p>
<p>Dudaklarımız derimizin bir parçası değil, sindirim ve solunum sistemlerimizin bir parçası olan ağzımızın içini kaplayan mukoza adı verilen bir tabakanın dışa dönük uzantısıdır. Bu nedenle de renkleri tenimizin renginden farklı, biraz daha kırmızımsıdır.</p>
<p>Öyleyse dudakları bir başka tene dokundurmak içgüdüsel ve sinir sistemimizi etkileyen bir davranış mıdır yoksa tamamen kültürel bir alışkanlık mıdır? Birbirini seven bir çiftin öpüşmesinin onlara haz verdiğini kimse inkar edemez ama ilkel kabilelerde yaşayan insanların medeni dünyadan gelenlerin öpüştüklerini görünce, birbirlerini yemeye çalıştıklarını sanıp şaşırdıkları da olmuştur.</p>
<p>Öpme ve benzeri davranışlar hayvanlar dünyasında da vardır. Şempanzeler resmen öpüşürler. Deniz aslanları ağızlarını birbirlerine sürter, yunuslar birbirlerinin yüzlerini ağızlarının içlerine alırlar, kurtlar birbirlerinin dudaklarını, köpekler sahiplerinin yüzlerini yalarlar. Demek ki bu davranış biçimi canlıların kendilerini iyi hissetmelerine sebep oluyor. Ne var ki bu davranışların hepsinde de cinsellikten çok şefkat duygusu hakimdir.</p>
<p>Öpmenin bir saygı ifadesi olarak kullanılmasına tarihte daha çok rastlanır. Roma imparatorları karşılarındakilere verdikleri önemi, öpmelerine izin verdikleri vücutlarının kısımları ile belli ediyorlardı. Önemli kişilerin dudaklarını, daha az önemlilerin ellerini, önem vermedikleri kişilerin de ayaklarını öpmelerine izin veriyorlardı. Köleler ise sadece imparatorun ayaklarını bastığı toprağı öpebiliyorlardı. Erkekler arasındaki dudak (Ruslar) yanak ve el öpme adetlerinin bu zamanlardan kaldıkları sanılıyor.</p>
<p>İnsanlık tarihinde öpmenin aşkın ifadesi olarak kullanılması oldukça yenidir. Öpme olayı çağlar boyunca sadece annenin yavrusunu şefkatle öpmesi olarak görülür. Yetişkin karşı cinslerin birbirlerini öpmesinin öncüsü, altıncı yüzyılda Fransızlardır. &#8216;Fransız öpücüğü&#8217; deyimi de buradan çıkmıştır. Adet daha sonra Avrupa&#8217;nın diğer kısımlarına ve Rusya&#8217;ya yayılmış, aşkın bir ifadesi olarak evlilik törenlerinin de bir parçası olmuştur.</p>
<p>Tarih boyunca saygı ifadesi olarak kullanılmasına rağmen öpmenin biyolojik bir olay olduğu, bugün araştırmacılar tarafından saptanmıştır. Yapılan deneylerde, öpüşme anında, ağız ve dudaklardaki sinir uçlarının uyarılması sayesinde nabzın yükseldiği, kan dolaşımının hızlandığı, Metabolizmanın canlandığı, adrenalin ve mutluluk hormonlarının salgılandığı gözlemlenmiştir.</p>
<p>Ağız sağlığına önem veren insanların bile dudak dudağa öpüşürken birbirlerine 250 çeşit virüs ve bakteri bulaştırdıkları bir kenara bırakılırsa, öpüşme sırasında 29 yüz kasının gerilip gevşemesi, yaklaşık 15 kalori harcanması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, hücre yenilenmesinin hızlanması ve de en önemlisi ruhsal rahatlama sayesinde öpüşmenin doğal bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebileceği ileri sürülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gunceldir.com/insanlar-neden-opusur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

